DİYARBAKIR İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

‘İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ VE MEHMET AKİF ERSOY’U ANMA GÜNܒ PROGRAMI DÜZENLENDİ

İstiklal Marşı’nın kabulünün 98. yıldönümü ve Vatan Şairi Mehmet Akif Ersoy’u anma günü nedeniyle Cahit Sıtkı Tarancı Kültür ve Sanat Merkezi Orhan Asena sahnesinde program düzenlendi.
‘İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ VE MEHMET AKİF ERSOY’U ANMA GÜNܒ PROGRAMI DÜZENLENDİ

Programa Vali Güzeloğlu’nun yanı sıra Bölge Jandarma Komutanı Tümgeneral Halis Zafer Koç, 16.Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Mustafa Yaşar Arslanhan, İl Emniyet Müdürü Tacettin Aslan, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre, Vali Yardımcısı Hacı Hasan Gökpınar, 4 Merkez ilçe Kaymakamları, İl Milli Eğitim Müdürümüz Doç. Dr. Feysel Taşçıer ile kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları ile şube müdürleri, vatandaşlar ve öğrenciler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programda konuşma yapan İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Doç. Dr. Feysel Taşçıer: “Bugün tarihe sığmayan bir destanın konu edildiği ve Mehmet Akif tarafından yazılan destansı kelimelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak kabul edildiği günün yıldönümü programı kapsamında toplanmış bulunmaktayız.

Bugün parçalanmış, darmadağın edilmiş, yok olmak üzere olan bir milletin, yeniden doğuşunun ve şahlanışının kelimelere dökülmesinin tasdik edildiği günün yıldönümüdür.

Milletleri bir arada tutan onları millet yapan değerleri vardır. İstiklal Marşı da en önemli ve değişmez değerlerimizden biridir. O bizim milli ruh birliğimizin sembolüdür. O, milletimizin hürriyet ve milli irade türküsüdür. Toplumumuzun ortak bir kalp atımıdır.

İstiklal Marşı, topyekün kurtuluş mücadelesi veren bir milletin ruh halinin yazılı olarak kayıt altına alınmasıdır. O mücadele ruhunu anlamak için de öncelikle Mehmet Akif´i ve İstiklal Marşının yazıldığı dönemin ruh halini anlamak gerekir.

Anadolu toprağının işgale ve halkın büyük zulümlere uğradığı, umutların yerini korku ve bıkkınlığa bıraktığı, her yerin zifiri karanlıkla kaplandığı bir dönem. Umutları yeniden yeşertecek ve karanlığı aydınlığa çevirecek bir inanç... Ve bu inancı yeşertecek bir destan gerekiyordu. Bu öyle bir destan olmalıydı ki, zaferi önceden müjdelemeliydi. Ve bu öyle bir destan olmalıydı ki, endişe, keder ve umutsuzluğu büyük bir inanca çevirebilmeliydi.

Bütün bunları yapabilecek bir adam... İman, inanç ve edebi sanatların ustası bir adam...

Hakimiye-i Milliye gazetesinin 7 Kasım 1920 tarihli nüshasında çıkan ilan hatırlatılır Mehmet Akif´e. Halbuki birbirinden güzel yüzlerce şiir yazılmıştı; ancak hepsinde bir eksiklik vardı ve Kurtuluş Şavaşı mücadelesine olan inancı tam olarak ifade edememişti.

Para ödülü olduğu için yarışmaya katılmayan Mehmet Akif başvurular bittikten sonra yoğun ısrar üzerine inancını kelimelere dökmeye başlar.

Tacettin dergahında bir gece sabaha kadar uykusuz kalınarak yazılır bu inanç. O gecenin sabahında okunan ezanı şahit gösterir dinin temeline... "Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli" sözleriyle...

O, "Ulusum korkma, nasıl böyle bir imanı boğar" diyerek zaferin destanını kendisinden önce yazıyordu.

O öyle bir aşk ve inançla yazmıştı ki; sırtında bir paltosu bile yokken verilen ödülü kabul etmeyip bu ödülü fakir kadın ve çocuklara yardım vakfı olan darül mesaiye bağışlamıştı.

O, İstiklal marşı için "Acaba yeniden yazılsa daha iyi olmaz mı?" diyenlere, hiddetle; "Allah bir daha bu millete istiklal marşı yazdırmasın" derken hem yaşanan sıkıntılara dikkat çekmiş hem de gelecek nesillerin bu sıkıntıları bir daha yaşamamasını temenni etmiştir.

Mehmet Akif´in hayatı incelendiğinde çok yönlü bir insan olduğu görülmektedir. Her şeyden önce sağlam bir karakter, dürüstlük, vefa ve inançlarına sımsıkı bağlı bir insan olarak ön plana çıkmaktadır.

Mehmet Akif bir dizesinde " Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi" diyerek milletinin kahramanlığına olan hayranlığını ifade eder.

O´nun şiirinde şahsi dertleri yoktur. Hep umumi olan dertlerle dertlenmiş, milletin duygu, düşünce ve problemlerine tercüman olmaya çalışmıştır. Bu bakımdan da şiirlerinde gözyaşı, ağıt, kahır ve sitem vardır. Bu nedenledir ki, Akif´in yazdıkları eskimemiştir ve hiçbir zaman da eskimeyecektir.

İstiklal marşımız kazanmaktan başka bir seçeneği olmayan bir milletin tarihe mal olan eşsiz yürüyüşünün sembolüdür.

Bayrağımız ve onun istiklalini ölümsüzleştiren bir manzume olan istiklal Marşı, şüphe yok ki milletimizin ruhunu, tarihini ve ideallerini yansıtan, hiçbir zaman ölmeyecek ve mütemadiyen yaşayacak olan mukaddes kavramlardır.

Mehmet Akif İstiklal Marşını "Safahat" adlı kitabına almayarak onun aslında kendisinin değil milletim şiiri olduğunu dile getirir ve İstiklal Marşının önemine dikkat çeker.

Bizler şu anı yaşayanlar olarak geçmişin mirasını ve geleceğin emanetini taşıyoruz. Bizler gelecek nesillere bu kutsal emaneti en güzel şekilde aktarmalıyız. Bu bilinçle Milli Eğitim camiası olarak bakanlığımızın 2023 Vizyonuyla bizden sonra gelecek nesillere güçlü müreffeh bir ülke bırakmak, geçmişin mirasını geleceğe emanet olarak taşımak için çok çalışmalıyız. Çocuklarımıza Mehmet Akif´i ve milli mücadele dönemini çok iyi anlatmanın çabası içinde olmalıyız.

Bir milletin topyekün ayağa kalktığı mücadelenin destani marşını yazan milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY´u, bu güzel şiiri İstiklal Marşı olarak oy birliği ile kabul eden başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere TBMM üyelerimizi, ilk günden bu güne istiklal uğruna şehit olan bütün vatan evlatlarımızı saygıyla anıyorum. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.

Ruhları şad, mekanları cennet olsun.” dedi.

Taşçıer’in konuşmasının ardından Sosyal Bilimler Lisesi Öğrencileri Merve Akman ve Sait Dağdelen, “Birlik ve Bülbül” adlı şiirleri okudu.

Daha sonra Vali Güzeloğlu ise yaptığı konuşmada: “Milli vatan şairi Mehmet Akif Ersoy´u anmak ve İstiklal Marşı´mızın kabulünde İstiklal Marşı´mızın kahramanı başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere canlarıyla, kanlarıyla öncelikle vatanı, devleti, sahip olduğumuz bütün değerleri bizlere emanet eden ecdadımızı saygıyla rahmetle ve minnetle anmak için bir aradayız. Bütün bu değerleri bizlere emanet eden ve canları pahasına bu kahramanlığı gösteren bütün kahramanlarımızı ve kuruluşundan bugüne devletimiz ve milletimizi varlığı bekası için hayatını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet minnet ve saygıyla anıyorum. Bizler onların emanetini sonsuza kadar yaşatmak, Türkiye Cumhuriyeti´ni gelecek her gün daha güçlü kılmak ve kararlılıkla bu değerlerimize sonsuza doğru yol alma noktasındayız. Şüphesiz ki her birimiz ve gençlerimiz kendilerine emanet edilen bu değerlerin farkında ve sorumluluğunda. İşte Mehmet Akif Ersoy bu destanı kaleme alan bu güne kadar bizlere ve ebediyete kadar gelecek her kuşaklara aktaran ismin adıdır. Akif bu ruhu bu inanmışlığın ve bu adanmışlığın insanıdır. Her bir kelimesinde gönlünün, beyninin ve imanlığının buluştuğu ruhunun üflediği adeta hiç bitmeyecek kahramanlığı yazan kişinin adıdır. Tacettin dergâhında bu destanı yazdığı odasında gidip gezdiğiniz zaman gördüğünüz ve hissettiğiniz şeylerde tamda budur. İstiklal Marşı´mızın her kıtasını söylerken, dinlerken o günleri yaşıyoruz” dedi.

Kayapınar ilçesi Türk Telekom Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin tüm ‘Milletin Sesi Temalı Mehmet Akif Ersoy’un Hayatı’ konulu Görsel Sunumun ardından, Bağlar ilçesi Hafize Ana Anaokulu öğrencileri Azra Ceren Salman ve Mert Hasan Ülgen tarafından İstiklal Marşımızın 10 kıtası okundu.

Güzel Sanatlar Lisesi korosu tarafından günün anlam ve önemine ilişkin ezgilerin yer aldığı müzik dinletisiyle program son buldu.

Basın ve Halkla İlişkiler Şubesi

12-03-201912-03-201912-03-201912-03-201912-03-201912-03-201912-03-201912-03-201912-03-201912-03-201912-03-201912-03-201912-03-201912-03-201912-03-201912-03-2019 

Şehitlik Mahallesi Mehmet Akif Ersoy Bulvarı / Eski Eğitim Fakültesi / Yenişehir / Diyarbakır - 0412 322 2100 / 0412 322 2200 / Sanal Santral 84122100 / 84122200

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.